#4 – Poca

Poca, neredeyse dımdızlak gibi bir erkekti, perçeminde sadece biraz saçı vardı.

Poca’nın sevdiği kız Mina’ydı. Onun için 1000 gül çiçeği hazırladı, kızın kaldığı yurda gidip ona teklif etmeye karar verdi. 

Gülleri tam yurdun bahçesine yerleştirirken, Mina Poca’nın gözünü kamaştırıp yüreğini hoplattı. Çabukça durduğu yerde kalabalık olmaya başladı, sanki yurttaki butun insanlar  Poca’nın etrafında toplanmış gibiydi. Mina da meraka kapıldı, arkadaşlarıyla yalpalaya yapalaya kalabalığa katılırken neredeyse sıska bir çocuğa toslayacaktı. 

Poca hayatında hiç bu kadar heyecanlı olmamıştı, kafasında neler neler çıktı:  “Eğer Mina beni reddederse? Bana ahmak biri gibi bakarsa? Ya daha beter olursa , kız suratını buruşturup inlerse? Yoksa daha çok kötü olabilir mi? Mina utanmaktan kıyameti koparıp bana bağırırsa? Öyleyse elbette beni alt üst olmuş bir durumla bırakıp gider o! Herkes gülmekten kırılır, onun arkadaşları da kesinlikle bana pis pis sırıtır, ve ben, evet, dehşet içinde olup yurt yönetmeninden cezaya çarptırılırsam?…

Kalabalıktan fısıltılar çoğaldı. Mina Poca’ya bakarak “Hayırdır?” diye sordu. Poca havalara sıçradı, bişeyler söylemek istedi ama sadece abuk sabuk kekeledi, vücudu da kımıldamadı. 

Kendi içinde bir ses yankılandı “Kız sana soruyor gerizekalı! Hayra alamettir işte! Hadi seni seviyorum de, benimle çıkar mısın diye sorsana!” 

Sonunda, derin bir soluk çekip “çiçek satıyorum, çiçek isteyen var mı?” dedi. 

Published by Hoàng Lê Thanh Hà

A Turkey-addict.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: